Müteahhitim, Müteahhitiz, Müteahhitler: İnşaat Ekonomisinin Arhavi Eşiği *

“Hepimiz MNG, Nurol, Özaltın, Ata İnşaatız!”

Absürtlük sınırlarını hiç çekinmeden zorlayan bu slogan geçen hafta içi Artvin’in Arhavi ilçesinde gerçekleşen bir HES eyleminde boy gösteren dövizlerden birine ait. Ancak ironik olan şu ki ne HES eylemi HES karşıtı, ne de döviz Gezivari bir sarkazm içeriyor.

hepimiz inşaatızPankart Türkiye’nin ilk HES destek eylemine ait. Arhavi Belediyesi’nin çağrıcılığında 25 Ağustos Pazartesi günü öğle saatlerinde Arhavi Cumhuriyet Meydanı’nda gerçekleşen eyleme yaklaşık 100-150 kişilik bir kalabalık katıldı. Oysa ki eyleme konu olan –kamuoyunda Arhavi ilçe merkezi sınırları içerisinde olduğu için “şehir içi HES” de olarak bilinen– Kavak HES hakkında Rize İdare Mahkemesi 19 Ağustos Salı günü ÇED olumlu kararının yürütmesini durdurmuş, projenin “şimdilik” iptali aynı Cumhuriyet Meydanı’nda coşkuyla ve elbette horon eşliğinde kutlanmıştı. Üstelik ilçedeki HES karşıtı hareketlilik yeni de değildi. Doğu Karadeniz’in tamamında olduğu gibi Arhavi’de de HES’ler 2000’li yılların sonundan beri, ama en çok da ilçenin ilk HES’i olacak Kavak HES’in 2012 tarihinde yapımına başlanma ihtimalinin somutlaşmasından beri, protesto ediliyordu. Bu uğurda Arhavi birçok HES karşıtı eyleme ev sahipliği yapmış, hatta yaz başında HES şantiyesinin yanı başına kurulan direniş çadırı ile eylemler süreklilik kazanmıştı. Peki nasıl olmuştu da, tüm bunlar olurken sessiz kalmayı tercih eden HES taraftarları yürütmeyi durdurma kararının ve HES şantiyesinin boşaltılmasının hemen ardından harekete geçmeyi uygun bulmuşlardı? Ve daha da önemlisi neden sadece HES istediklerini belirtmekle kalmamış, inşaat şirketlerine bağlılıklarını da işin içine katmayı tercih etmişlerdi?

Bu soruların cevabı aslında HES’in kendisinden çok onu yapanın kim olduğu ile ve hatta onun da ötesinde inşaat ekonomisinin tüm siyaseti nasıl esir aldığı ile ilgili. Kavak HES, ünlü MNG Holding’in lisansına sahip olduğu 7 HES projesinden biri. MNG Holding’in sahibi ve şirkete isminin baş harflerini veren Mehmet Nazif Günal da Arhavi doğumlu bir işadamı. Günal çok uzun yıllardır, en azından 1971 yılında ODTÜ’ye inşaat mühendisliği okumaya gittiği dönemden beri Arhavi’den uzak olmasına rağmen her Karadenizli gibi belli ki ilçe ile hem gönül hem de ekonomik bağlarını tamamıyla kesmemiş: Bir yandan Arhavi’nin girişine, ilçenin tamamını görecek ve deresinin şırıltısını duyacak bir tepeye heybetli, şık bir konak yaptıran Günal, diğer yandan da aynı dere üstüne bir iki HES yapmaya talip olmuş (MNG’nin Arhavi’ye bağlı Kamilet Vadisi’inde başka bir HES projesi daha olduğu söyleniyor).

arhavi pankart2HES’lere evet eylemi MNG ile Arhavi arasındaki gönül ilişkisini kanıtlar nitelikte. Cumhuriyet Meydanı’nı gören binalarından birine açılan dev pankart “Arhavi MNG’ye yapılan Haksız Saldırıyı Reddediyor!” diyor. Bir diğeri “Arhavi İşadamlarına Sahip Çıkıyor” diye haykırıyor. İlçe’in AK Partili Belediye Başkanı Coşkun Hekimoğlu da eylem yerinde yaptığı basın açıklamasında Belediye’ye, şahsına ve özellikle ilçenin medarı iftiharı MNG’ye yapılan haksız saldırılardan dert yanıyor. HES karşıtı eylemlerin “kendi işadamımız” dediği Mehmet Nazif Günal’ı hedef almaya başladığını belirten Hekimoğlu soruyor: “MNG defol, katil MNG, hırsız MNG sloganları atarak bu meydanda dolaşmak Arhavi’ye yakışıyor mu?”

Başkan Hekimoğlu’nun MNG’ye bu denli yakın durmasının, ilçede hiç de popüler olmayan HES meselesinin yanında bu denli açıktan yer almasının ne gibi bir sebebi olabilir? İlçede kulaktan kulağa yayılan gerekçeler muhtelif… İspatlanması güç kimi iddialar seçim ekonomisinin hiç de aydınlık olmayan dehlizlerinde şimdilik gömülü kalmaya mecbur. Ancak bir ilçe belediyesinin HES taraftarlığı ile bir şirketin halkla ilişkiler faaliyeti olma arasında gidip gelen bu absürt etkinlik, ülkede sermaye siyaset ilişkileri ve bu ikiliyi birbirine bağlayan inşaat ekonomisi hakkında bir kaç kelam etmeyi gerektiriyor.

Yerel siyasetin inşaat ile olan aşk ilişkisi elbette yeni değil. Türkiye’nin hemen her yerinde bilhassa da topografyanın oldukça sarp olduğu Doğu Karadeniz’de belediye başkanlarının müteahhit, müteahhitlerin vekil ve bakan olabilmeleri çoktandır şaşırtıcı kariyer tercihleri arasında sayılmıyor. “Denizi kara, karayı para yapan” belediye başkanlarının efsane olarak anıldığı bir coğrafyadan bahsediyoruz. Ancak hepimizin aslında inşaat şirketi olduğumuzun ilan edilebildiği, belediyeciliğin şirket PR’ına dönüşebildiği bir dönem bir takım ciddi değişikliklere de işaret ediyor.

Ayşe Buğra ve Osman Savaşkan yeni yazdıkları Türkiye’nin Yeni Kapitalizmi: Siyaset, Din ve İş Dünyası İlişkileri (The New Capitalism in Turkey: The Relationship Between Politics, Religion and Business) adlı çalışmalarında tam da böylesi bir dönüşümün ayak izlerini takip ediyorlar. Buğra ve Savaşkan, AKP ekonomi politiğinin, sıkça tekrarlanan biçimiyle, devletin küçülmesi, siyasetin ekonomi üzerindeki etkisinin azalması, Anadolu kaplanları üzerinden ekonominin yerele yayılması anlamına gelmediğinin altını çiziyorlar. Onlara göre, AKP’nin yeni ekonomi politiği, kimisi yeni kimisi eski sınırlı sayıda imtiyazlı sermayedarın siyasi sadakatları üzerinden yeni metotlar ve imkanlar açılarak büyütülen kamu rantını paylaşmalarından ibaret. Bu paylaşımda siyasi erk hem ayrıcalıkları dağıtarak hem de ihale, doğa koruma, kentsel prensipler gibi bir dizi denetleme mekanizmasını göz ardı bırakarak kilit bir rol oynuyor. Tüm bu hikaye bildik neoliberalizm tanımlarının kısmen uzağında merkezileşmenin azalmadığı, aksine arttığı bir kapitalizme işaret ediyor. Siyasi erkin ekonominin merkezinde bulunduğu bu sistemde tüm denetleme mekanizmalarına göbekten bağlı inşaat ve onun türevi madencilik ve enerji ayrıcalıklı sermayedarlar için en kolay iş yapma imkanını sağlayan sektörler olarak ön plana çıkıyor.

işadamına sahipcıkArhavi’deki HES’lere evet eylemi beklentilerin bile çok altında kalan katılımcı sayısı yüzünden değil tam da AKP’nin inşaat ekonomisinin gidişatını açığa vurduğu için önem kazanıyor. Belediye’nin mahkemenin yürütmeyi durdurmasından sonra “daha da buraya bir çivi daha çakmam” restini gösterdiği iddia edilen MNG karşısında eteği tutuşmuş reklam ajansına dönmesi merkezileşen inşaat ekonomisi karşısında yerel siyasetin ve belediyeciliğin aczine işaret ediyor. Bu sadece Arhavi’de, yada Doğu Karadeniz’in uzak vadilerinde değil, imar planları merkezi yönetim tarafından delik deşik edilen, sahilleri port’lara, ormanları çılgın projelere feda eden İstanbul’da da benzer şekilde yaşanıyor.

Ancak öte yandan, inşaat ekonomisi sadece yüksek siyaset ve onun yerel izdüşümünden ibaret değil. Yaratıcısı kim olursa olsun, hepimiz inşaat şirketiyiz sloganını akıl edebilen yeni bir özne ile de karşı karşıyayız. MNG Holding’in web sitesinde “başkan’ın özgeçmişi” sayfasında Mehmet Nazif Günal’ın ağabeyinin, eniştesinin, oğlunun ve kızının da mesleğinin müteahhitlik olduğu hatırlatılırken müteahhitliğin zaten “bir yaşam biçimi” olduğu belirtiliyor. En büyük sıkıntı bu iddianın metafor olmaktan çıkıp gerçek olmaya başladığı zamanlarda yaşıyor olmamız.

* Bu yazı ilk olarak 31 Ağustos 2014 tarihili Evrensel Pazar‘da yayınlanmıştı.

Leave a Reply