Başbakan’nın Artvin Maden Projesi Hakkında Doğru Sandığı Yanlışlar

Dün burada Artvin Mücadelesine Dair Doğru Sanılan 18 Yanlış başlıklı bir yazı paylaşmıştım. Yazı Artvin’deki gerginliğin devam etmesi, il merkezine giriş, çıkışların engellenmesinin de etkisi ile çokça paylaşıldı. Kamuoyunun bilgilenmesine biraz bir katkısı olabildiyse ne ala!

Yine dün, akşam saatlerinde, Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun Artvin’e ilişkin değerlendirmesi ajanslara düştü. Bir basın mensubundan gelen soru üzerine Başbakan Artvin’deki maden ve itirazlar üzerine yaklaşık 10 dakikalık bir demeç verdi. Demecin tamamını buradan dinleyebilirsiniz, şiddetle tavsiye ederim. Başbakan bir takım bilgiler eşliğinde şu anda çalışması yapılan projenin yeni bir proje olduğunu, 2013’te yargıya taşınan ve iptal edilen projenin bir hayli geliştirildiğini ve bu haliyle çevreye zararı olmayacağının altını çizmek suretiyle Artvin–Cerattepe maden projesini savundu.

Demecin duyulmsı ile birlikte Artvin mücadelesine dair dolaşımda olan yalan, yanlış ve hatalı bilgileri açığa düşürmeyi amaçlayan ‘Doğru Sanılan 18 Yanlış’ı okuyanlardan çok sayıda mesaj aldım. Kimisi yazının hali hazırda bu iddialara cevap verdiğini söylüyor ve teşekkür ediyordu, kimisi de yeni bilgiler ışığında yazıyı güncelleme ihtiyacı doğurduğunu hatırlatıyordu.

Açıkçası ben de ilk başta yazının Başbakan’ın iddialarını test etmek isteyecekler için yeterince argüman barındırdığını ve yepyeni bir yazıyı gerekli kılmadığını düşünüyordum. Zaten yazının amacı bu madeni eleştirmek kadar, Artvin’de olan biteni yerel demokrasi-müşterekler-sermaye-iktidar bağlamına oturtmaktı. Büyüklü, küçüklü Cerattepeler ülke taşrasının bir çok köşesinde oluyor; benzer şirketler, benzer projeler, benzer hukuksuzluklar, benzer yürütmeyi durdurmamalar yağma Hasan’ın böreğinin en bilindik iç malzemelerini oluşturuyor.

Ancak… Başbakan’ın konuşmasının ideolojik ve retorik yanı bir yana, bir takım çok ciddi (ve neden olduğu bir türlü anlayamadığım) maddi hatalar barındırıyor. Bunlar dolaşıma girmeden kamuoyunu bilgilendirmek şart. Artvin’de sahada mücadele edenlerin işi başından aşkınken, ana-akım medyanın durumun da durumu malumken, hazır ‘Doğru Sanılan 18 Yanlış’ yuvarlak bir rakama ulaşmamışken hızlıca bir insiyatif alayım dedim. Aklımda Başbakan’ın demecinin tamamını cümle cümle yapı-söküme tabi tutmak vardı ama, demeç 10 dakika; buna ne benim ne sizin vaktiniz yoktur sanırım. Aşağıda Başbakan’ın demecinden bazı önemli bölümleri doğrudan alıntılıyor, neden yanlış ve hatalı olduklarını altına açıklamaya çalışıyorum.

Artık teknoloji o kadar gelişti ki, yerin altındaki doğal kaynağı çıkarıp, işleyebilirsiniz ama bunu çevreye zarar vermeden yapabilirsiniz. 19. Yüzyılın barbar sanayileşmesi, yabani sanayileşmesi gibi bir durumla karşı karşıya değiliz. 20. Yüzyıl’da elektrik sektörü ile gelişen sanayi ile de karşı karşıya değiliz.

Tabi küresel ısınma da 19. Yüzyıl’ın sorunuydu, çözüleli uzun zaman oldu. Haklısınız, konuşmanın retorik kısmı ile ilgilenmeme sözü verdim ama bu istisna olsun lütfen… Nedeni ise önemli! Başbakan “bu maden burada olmaz” diyenleri “21. Yüzyıl’da her sorunun çaresi var, tereyağından kıl çeker gibi” hallediliyor potansiyel çevre sorunları demek suretiyle ikna etmeye çalışıyor. Kimse de çıkıp “Sayın Başbakan, 301 madenciyi iki yıl önce canlı canlı toprağa gömdükten önce mi sonra mı 21. Yüzyıl’a girdik?” diye soramıyor. Hadi o çok hassas bir konu diyelim. 2011 yılında Kütahya Domaniç’te Eti Gümüş’e ait madendeki sızıntıyı hatırlayalım. 7 kişi hastanelik olmuş, TMMOB ve Greenpeace şebeke suyunda izin verilen oranın %30 üzerinde siyanüre rastlamış, olay parasını alamayan biri sabotaj yapmış diye geçiştirilmişti. Düzenli olarak iş kazalarının envanterini tutan İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi raporlarına göre ülkemizde her gün 5 işçi çalışırken ölüyor, 7 işçi yaralanıyor. Artık iş cinayeti dediğimiz kazalarda ölen işçiler ancak toplu olarak öldüklerinde haber olabiliyorlar. Evet, takvimler 21. Yüzyıl’ı gösteriyor, ama işyerleri hala, özellikle de inşaatı çıkanın haklı olduğu son birkaç yılda, 1800’leri andırıyor.

İlgili firma bir ihale ile bundan üç, dört sene önce, burayı –hukuken tamamlanmış bir işlemden bahsediyoruz- almış. Bir takım itirazlar gelmiş, bu itirazlar çerçevesinde de projede Çevre ve Şehircilik Bakanlığının 2. ÇED raporuyla bazı düzeltmeler yapılmış.

Başbakan’ın kelime seçimi gerçekten çok enteresan. Başbakan “Artvinli 178 vatandaş bu projeyi yapabilirsin anlamına gelen ve bakanlığımızca verilen ÇED raporunu dava etmiş, mahkeme bakanlığımızı hatalı bulmuş ve onayladığı raporu iptal etmiş” demek yerine sanki ortada itirazlar sonunda güncellenen bir proje var gibi davranıyor. Halbuki Bakanlık Kamu kaynaklarını kötü kullanmış, olmayacak projeye olur demiş, mahkum olmuş. Kaldı ki Rize İdare Mahkemesi’nin verdiği iptal kararı Danıştay’a götürüldü. Danıştay, iptalin yürütmesini durdurmayınca, şirket üst mahkemenin nihai kararını beklemeden –artık nasıl olduysa- 2. Bir ÇED başvurusu yaptı, bakanlık yine onayladı. Başbakan’ın bahsettiği 2. ÇED, bu hülle ÇED’i. Şu an Danıştay aynı projenin 1. ÇED’ini inceliyor, Rize İdare Mahkemesi ise 2. ÇED’ini. İlk kez olan garip bir durum.

Mesela [1. ÇED’de] açık galeri diye başlanmış, sonrA [2. ÇED’de] kapalıya geçilmiş… Açık galeri olsaydı çevreye zarar verecekti ben bunu görüyorum ama 2. ÇED raporunda bunun kapalı galeriye dönüştürmek suretiyle çevre sorunları bertaraf edilmiş.

İlk ÇED de, ikincisi de kapalı galeri. Artvin’de açık galeri hiç söz konusu olmamıştı zaten. Taa 1990’lı yılların ortalarında Artvin İnmet ve Cominco maden ile uğraşırken bile maden kapalı galeri olarak dizayn edilmişti. Bu anlamda iki ÇED arasında değişen bir şey yok. İki ÇED raporunun giriş kısımlarını aşağıda yan yana görebilirsiniz. Soldaki 2013, sağdaki 2015 tarihli.

Screen Shot 2016-02-20 at 11.49.12 PM

İkincisi eğer orada işletilecek olsa çıkan bakır… orada işletilmiş olsa çevreye zarar verebilirdi. Yine ikinci önemli tedbir olarak orada işletilmemesine karar veriliyor. Yani Murgul’a, bakır işletmesine götürülüp orada işletilecek. Yani Cerattepe’de işletilmeyecek, dolayısıyla bir tedbir daha alınıyor.

He, yani Murgul batsın, no problem… O değil de, yine iki ÇED raporunun giriş kısımlarını karşılaştırmalı okursak madeni Murgul’da işletme planın her ikisinde de de olduğu ve yine Başbakan’ın çok kötü yanıltılmış olduğunu göreceğiz. Zaten Murgul Eti Bakır’ı işleten Cengiz İnşaat olduğu için, madeni Murgul’a taşıma opsiyonu hiç şaşırtıcı değil. Şaşırtıcı olan ve Başbakan’ın değinmediği konu şu: Artvin ÇED raporları ve davaları bakır üzerinden konuşuluyor olsa da aslında  (Özaltın inşaat vasıtasıyla) Cengiz İnşaat’ın Cerattepe (ve Genya) tepelerinde sahip olduğu lisansın kapıları altın ve gümüşe açılıyor. Sırf bu yüzden 2014 yılında Cengiz İnşaat Murgul’da siyanürlü altın zenginleştirmek amacıyla bir liç havuzu açmak için ÇED raporu alıyor. Havuzun inşaa edilmeye başladığını gören Murgullular kıyameti koparıyor. Hikayenin devamı  burada, uzatmıyorum.

 

Üçüncü bir tedbir, eğer bunlar oraya yol açılarak götürülse çok ciddi ağaç kaybına yol açabilecek. Bu sefer yola kadar teleferik ile aktarılması kararı veriliyor ki bir doku kaybı olmasın. Bu üç tedbirle birlikte çevre zararı minimize edilmiş, hatta yok edilmiş durumda.

Teleferik 2. ÇED raporu ile ortaya çıkan yeni bir plan. Ama sadece bu kadarı doğru. İlk ÇED raporunda nakliye hattı olarak en uzun ama hem doğaya, hem de Artvin trafiğine en az zarar vereceği iddia edilen Cerattpe-Zeytinlik-Artvin Köprübaşı-Murgul-Damar hattı seçildiği belirtilmiş. Bu hat çok uzun olacakmış ama mevcut orman yolunun genişletilmesi ile elde edilebileceğinden az sayıda ağaç kesimi ile sonuçlanacakmış. Maden varsa Artvin’e yaşam alanı kalmaz diyen Mahkeme kararında da çok mesele edilmeyen bu kalem belli ki şirketin arzusu ile değiştirilmiş. Teleferik sisteminin şirket için karayolu taşımacılığından çok daha az masraflı olacağına eminim keza rapor günde 100 kamyon dolusu bakırdan bahsediyor. Zaten 2. ÇED raporunda da teleferik hattı, mahkeme kararında belirtilen itirazlara bir karşılık, bir çözüm önerisi olarak kurgulanmış değil. Peki 2. ÇED Başbakan’ın dediği gibi (mesele sadece ağaç değil diyoruz ama yine de) daha mı az ağaç kesecek? Yoo… İki ÇED raporu da proje için 50.300 ağaç kesileceğini belirtiyor. Yine soldaki dosya ilk ÇED, sağdaki ikinci…

 

Screen Shot 2016-02-21 at 3.11.13 AM

***************
Bu kadar, burada kesiyorum. Başbakan’ın irdelenmesi gereken cari açık – madencilik ilişkisi, anarşist gruplar yorumu gibi başka ifadeleri de var. Ancak Artvin demecinin özü yukarıda alıntıladığım “proje çevreye zarar vermeyecek şekilde 3 temel tedbirle güncellendi” duruşu. Başbakan’ın doğru sandığı bu bilgilerin tamamen yanlış olduğunu, güncelleme denilen ilk iki tedbirin Rize İdare Mahkemesince iptal edilen ÇED raporunda aynen yer aldığını gösterdim. Üçüncü güncellemenin şirketin kendi işletme mantığı içinde, kendi tasarrufu olduğunu olduğunu iddia ettim ve kesilecek ağaç sayısında oynama olmadığını gösterdim. Tüm bunlar bir yana birinci ÇED süreci Danıştay’dayken 2. ÇED’in nereden çıktığını da hatırlayalım dedim.

Başbakanlar her konuyu en ince ayrıntısına kadar bilmeyebilirler, onları yönlendirenler hata yapabilir. Ancak Başbakan konu hakkında 3 bakan, 1 milletvekili ve ilgili bürokratlardan 3.5 saatlik bir brifing aldığını ve konuya hakim olduğunu söylüyor. Bu boyutta maddi hatalar nasıl ve neden yapılabiliryor? Bu maden projesini bunca açığa düşme, yol kapatma, şiddet uygulama pahasına yapmayı zorlayan nedir?

Şimdi durup da bir düşünelim. Bu kadar yanlışı devletin en üst düzeyinden hem de olayların en gerilimli olduğu gün duyan Artvinli bu projeye neden güvensin, neden rıza göstersin? 2. değil, 12. ÇED yazılsa, süpersonik bir maden yapılacağı, tek bir ağaç kesilmeyeceği, cevherin pamuklara saklanıp götürüleceği sözünü alsa dahi niye güvensin?

Bu arada Cerattepe’ye dün çıkarak şantiye sahasında inceleme yapan Artvin Orman İşletme Müdürlüğü ekipleri dün izinsiz ağaç kestikleri gerekçesiyle maden şirketi çalışanları hakkında suç duyurusunda bulundu. Öte yandan 2. ÇED için mahkemenin atadığı bilirkişi heyeti Artvin’e 14 Mart’ta keşfe gelecekleri belli oldu. Bu kadar absürtlüğün, hüllenin yaşandığı, vatandaşın yetkililere (korkusuz Orman işletme görevlileri dışında) güvenin kalmadığı Artvin’de ilk hedef keşif gününe kadar şirketin zararını minimumda tutmak hatta mümkünse yaptıkları kanunsuz ve adaletsiz işten alı koymak olmalı. Artvinli de bunu amaçlıyor zaten! Onları kim suçlayabilir?

(se)

 

3 thoughts on “Başbakan’nın Artvin Maden Projesi Hakkında Doğru Sandığı Yanlışlar

    • dostum önce oku raporlari, sonra sen de bilgilen basbakan kadar… basbakan bilmiyo, sen biliyosun yorumu nedir… iki gözün, kafatasinin icinde de bir beynin var… ne ise yarar… otorite ne derse dogru der mantigi… sorma, okuma, inceleme, denilene inan… yaz google bi zahmet… bak güzel dinimizin ilk ayeti OKU… korkma oku…

Leave a Reply